Acil ve Afet Derneği Resmi Web Sitesi
ANASAYFA MEVZUAT YÖNETİM ŞUBELER FORUM ANKETLER RESİMLER VİDEOLAR SPONSORLAR İLETİŞİM
Button For Website by Vista-Buttons.com v5.7

ACİL ve AFET DERGİSİ

SON HABERLER

ANKET

2019'da Yapacağımız Uluslarası Afet Fuarı ve Kongresinin Ana Teması Sizce Ne Olmalıdır?











Tüm Anketler

ÜYE İŞLEMLERİ

YANI BAŞIMIZDAKİ NÜKLEER TEHLİKEDEN HABERDAR MIYIZ?

İlhan ÖZTÜRK

13/Kasım/2011, 21:10

İlhan ÖZTÜRK

Avrupa Birliği ve ABD’nin “En Tehlikeli Nükleer Santral” ilan ettiği Metsamor, Iğdır’a 16 km uzaklıkta. İstanbul'a denk bir deprem riskine sahip Metsamor'un nükleer yakıtını koruyacak bir koruma havzası (Çernobil’deki gibi) bulunmamaktadır.

11 Mart 2011 Cuma günü Japonya’da meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki deprem sonrası Fukushima Nükleer Santrali’nde olan reaktör patlamaları ve nükleer sızıntı, doğu sınırımıza sadece 16 km uzaklıkta olan ve İstanbul’a denk deprem riskine sahip Metsamor/Ermenistan nükleer santralinin durumunu aklımıza getirdi. Japonya’daki muazzam deprem ve tsunami sonucunda patlayan iki nükleer reaktör gösterdi ki, dünyada depreme karşı en hazırlıklı ülke olan Japonya’da bile, fay hattı üzerindeki bir nükleer santrali depreme karşı 100% güvenli kılmak mümkün olmamaktadır. Planlanan Akkuyu ve Sinop nükleer santrallerinin güvenliğini tartışırken, çoğumuz ülkemizin yanı başında, Iğdır’a 16 km mesafede ve 40 yıllık teknolojiyle inşa edilmiş Metsamor nükleer santralinin çok daha büyük bir tehlike arz ettiğinin farkında değiliz. Ermenistan vatandaşlarının dahi karsı çıktığı bu nükleer santralin bir an önce kapatılması gerekmektedir yoksa tüm bölge ülkeleri depremle tetiklenen yeni bir nükleer felaketle karsı karsıya kalabilir.

Ermenistan’ın Metsamor Nükleer Santrali, başkent Erivan’ın 40 km güneyinde, Iğdır il sınırına ise sadece 16 km uzaklıktadır. 1973’te inşaatına başlanılan nükleer santral Ermenistan’ın enerji ihtiyacının yaklaşık %40’ını karşılamaktadır. Santralde kullanılan iki adet VVER-440 Model V230 tipi nükleer reaktörden her biri 408 Megawatt enerji üretmektedir.

 

 Ayni tip reaktörün 1200 Megawatt üreten modeli olan VVER-1200 Akkuyu Nükleer Santrali’nde kurulması planlanmaktadır. Metsamor’un birinci reaktörünün bir deprem direnç sistemi yoktur. En tehlikelisi ise, Metsamor’un nükleer yakıtını koruyacak bir koruma havzasının (containment vessel) olmamasıdır.

 Tablo-1:

Unit

Type

Net El. Output (MW)

Gross El. Output (MW)

Start of project

First criticality

Shut down

Armenia-1

VVER-440 Model V230

376 MW

408 MW

01.01.1973

06.10.1979

25.02.1989

Armenia-2

VVER-440 Model V230

376 MW

408 MW

01.07.1975

03.05.1980

 

 

Ermenistan’daki çevreciler, 1980’lerden bu yana Metsamor’un kapatılması için uğraşmaktadır. 1988 yılında meydana gelen Erivan depreminde santral kapatılmış, fakat  Türkiye ve Azerbaycan’ın uyguladığı enerji ve doğal gaz boykotu sonucu Ermeni hükümeti santrali 1993 senesinde yeniden açmaya karar vermiştir. 1995 senesinde ise nükleer santralin ikinci reaktörü de üretime geçmiştir. Santralin 2016’ya kadar enerji üretmesi planlanmaktaysa da, Ermenistan Enerji Bakanı Yardımcısı Areg Galstyan santralin 2031’e kadar faaliyetini sürdürebileceğini belirtmiştir. Nükleer santral 2003 yılından bu yana Rus şirketi Inter RAO-UES tarafından işletilmektedir. Nükleer santralin enerji kaynakları 2016 yılına kadar tükenecektir.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin yoğun baskıları sonucu Ermenistan hükümeti en eski ve en riskli Sovyet teknolojisiyle üretilmiş bu santralin kapatılması konusunda hem fikir olmuş, ancak günümüze kadar santral maalesef kapatılmamıştır. Ermenistan 2007 yılında Metsamor’u kapatacağını ve yeni bir santral inşa edeceğini söylemiştir ama inşaat halen başlamamıştır ve en iyi ihtimalde 2017 yılında tamamlanacaktır. 1973–1979 yıllarında inşa edilen Metsamor Nükleer Santralı, Avrupa Birliği tarafından Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde inşa edilen 66 nükleer reaktör arasında en eski ve en güvensiz model nükleer santral ilan edilmiştir. Dünya tarihindeki en büyük nükleer santral faciası olan Çernobil kazasının Sovyetler Birliği tarafından üretilen benzer bir santralde gerçekleştiği düşünülürse, çevre ülkelerin ve özellikle doğu Anadolu’nun karşı karşıya olduğu tehlike ortadadır.

Bölgenin ve ülkemizin genelinin deprem kuşağında olduğu ve hemen hemen her 10 yılda bir büyük depremler yaşadığımız düşünülürse Ermenistan başta olmak üzere Güney Kafkasya ve Orta Doğu ve Ülkemizin büyük tehlike altında olduğu anlaşılacaktır. 1991’de Erzincan’da, 1999’da Marmara bölgesinde binlerce cana mal olan Kuzeydoğu Anadolu fayının kırılmasıyla oluşmuş depremlerin Iğdır ve Metsamor’da olmaması için hiçbir neden yoktur. Çünkü bu fay ülkemizin en doğusunda güneye doğru bir eğilme yapmakta ve Iğdır bölgesine doğru yön değiştirmektedir. Nitekim 7 Aralık 1988 tarihinde merkez üssü Ermenistan’ın ikinci büyük şehri Gümrü olan 6,9 şiddetinde bir deprem meydana gelmiş, en az 25,000 insan bu depremde hayatını kaybetmiştir.

Bölgede yüksek şiddette olacak bir depremin en eski Sovyet teknolojisiyle yapılmış Metsamor Nükleer Santrali’nde bir radyasyon sızıntısına sebep olması kuvvetle muhtemeldir. Ekolojik kaygıların ötesinde Enerji Uzmanları, Metsamor nükleer santralini çalıştırmak için nitelikli teknisyen eksikliği hakkındaki endişelerini dile getirmektedirler. Başta Erivan, Iğdır ve Kars illeri olmak üzere 2 milyon insan ve binlerce dönüm tarım arazisi büyük tehlike altındadır. Şu an nükleer santralin kapatılmamasıyla Ermenistan ve Türkiye’nin almış olduğu risk tehlikeli boyutlardadır.

 

Bu noktada Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu'da meydana gelen en büyük depremlerden biri olarak kayıtlara geçen, 23 Ekim 2011 günü Türkiye saati ile 13.41'de Van'da meydana gelen ve 25 saniye süren ve 7,2 büyüklüğündeki depremin Metsamor’a etkisi ne olmuştur? Iğdır, Hakkari, Şanlıurfa, Erzurum, Ağrı, Mardin, Diyarbakır, Muş, Bitlis, Kars, Batman, Siirt gibi çevre illerde ve Kuzey Irak'ta da hissedilen depremde acaba sızıntı meydana gelecek düzeyde bir hasar oluşmuş mudur? Asıl soru şu; “böyle bir sızıntı veya kaza meydana gelse bununla ilgili alınan bir tedbir var mıdır? Tahliye planları ne kadar gerçekçidir? Uygulanabilir bir müdahale planı var mıdır? Uzun vadeli iyileştirme planları var mısır? Tehlikenin önlenmesi/afete dönüşmemesi için ne gibi önlemler alınmıştır? Hangi illerimiz risk altındadır ve bu illerde yaşayan insanların tehlikeden haberi var mıdır? Bu şehirlerde yaşayanlar yapılan önleme ve müdahale planları ile tahliye planlarından haberi var mıdır? Riskli illerimizdeki tehlike altındaki insanlara dağıtılmak üzere İYOT TABLET’i dağıtılması planlanmış ve stoklanmış mıdır?

 

Sahi, sizlerin bunlardan hangisi hakkında bilginiz var? Benim daha önce yapmış olduğum bazı görevler dolayısı ile haberim var ama emin olun bu konulardan hemen hemen hiçbirisi ile ilgili hazırlık ve çalışma yeterince yoktur. Halkın zaten hiçbir şeyden haberi yoktur. İyot Tableti konusu zaten hak getire… TAEK’in ilgili yönetmeliği gereği etken maddeyi Türk Kızılayı tedarik ederek Sağlık Bakanlığı’na teslim etmek, Sağlık Bakanlığı ise İyot Tabletini imal ederek riskli bölgelerde stoklayarak gerek duyulduğunda dağıtmakla yükümlüdür… Ne kadarı yapılıyor? Hiç biri… Haberleri bile yoktur inanın. Çünkü bu işi angarya gördükleri ve iş başa düşünce yapılacak olarak gördükleri için hiçbir hazırlık yapılmamıştır LİYAKATLİ YÖNETİCİLER! tarafından…

 

Metsamor’un birinci reaktörünün bir deprem direnç sistemi (seismic resistance system) yoktur. İkinci reaktör ise Richter ölçeğinde 8 şiddetinde bir depreme dayanacak şekilde yapılmıştır. Fakat en tehlikelisi, Japonya’da patlayan reaktörlerin aksine, Metsamor’un nükleer yakıtını koruyacak bir koruma havzasının (containment vessel) olmamasıdır ki bu koruma sistemi Çernobil’de de yoktu. Bu yüzden 2003 yılında Ermeni kimyager ve çevreci Hakob Sanasaryan, Metsamor’un uluslararası nükleer güvenlik standartlarını karşılamadığını belirtmiştir.

 

Japonya’daki deprem sonucu oluşan tsunami, Fukushima-Daichii nükleer reaktörlerinin soğutma pompalarını devre dışı bırakmıştır. Reaktörlerin nükleer yakıtını acilen soğutmak için kullanılan deniz suyunun buharlaşması sonucunda ise reaktörlerin dış cephesi patlamıştır. Ama reaktörün iç çekirdeğini koruyan havza (containment vessel), şu ana kadar görevini yapmış ve merkezdeki nükleer yakıt Çernobil’deki gibi eriyerek büyük bir nükleer sızıntı yaşanmamıştır. Benzer bir durumun Metsamor’la yaşanması durumunda, nükleer yakıt havayla temas ederek reaksiyona girecek, çekirdek erimesi hatta patlaması yaşanacak ve yeni bir Çernobil vakası tüm Doğu Anadolu’yu ve cevre ülkeleri etkileyecektir.

 

Referanslar

1) Nuclear Energy in Armenia/Marianne Lavelle and Josie Garthwaite (April 11, 2011). "Is Armenia's Nuclear Plant the World's Most Dangerous?".

(http://news.nationalgeographic.com/news/energy/2011/04/110412-most-dangerous-nuclear-plant-armenia/)

2) Russian Academic: New NPP to Give Armenia Geopolitical Advantage

(http://www.azatutyun.am/content/article/2338090.html http://www.armenianow.com/news/28259/japan_tsunami_armenian_nuclear_power_plant)

3)    Armenia: Reopening Metsamor/Itar-Tass (www.armenialiberty.org ] Wednesday 21, November 2007)

4)    Adolf Birkhofer Gives Armenian Atomic Energy Plant a Clean Bill of Health Hetq Daily, December 2, 2008

5)    Power Reactor Information System International Atomic Energy Agency: “Armenia, Republic of: Nuclear Power Reactors".

Bu haber 3303 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

LANGUAGE

TurkeyUnited KingdomFranceGermanyItalySpainSuudi ArabiaChinaRusianJapanGreekPortugualNorwayBulgariaRomania
12 KASIM DÜZCE DEPREMİNİN ANISINA12/Kasım/2015

AFET MONİTÖRLERİ

HABER ARA


Gelişmiş Arama

GOOGLE MAPS

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SAYAÇ

ACAT K-9 UNIT

ACAT K-9 UNIT


Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu l Sitene Ekle l RSS Kaynağı