12 KASIM DÜZCE DEPREMİNİN ANISINA


Açıklama: DEPREM EN ÇOK PSİKOLOJİYİ ETKİLER...
Kategori: Köşe Yazıları
Eklenme Tarihi: 12/Kasım/2015
Geçerli Tarih: 17/Ocak/2018, 17:16
Site: Acil ve Afet Derneği Resmi Web Sitesi
URL: http://www.acilafet.org/yazar.asp?yaziID=2423


16 yıl önce bugün ve saat 18:57, M: 7,2 dense de büyüklüğünün daha fazla olduğuna inandığım ve yaşadığım evin zemininin kıble istikametinden önümde yüzüme doğru 45-50 derece büyük bir gürültüyle kalktığını, yanan sobanın üzerindeki fokurdayan ibriğin halının üzerine düştüğünü, sofradaki ev halkının korkudan kıpırdayamadığını, ardından herkesi toplayıp arabaya doldurarak güney istikametinde dağa götürdüğümü, artçıların ağaçları yere yatırıp kaldırdığını, heyelan korkusuyla tekrar evin bahçesine 1 saat sonra döndüğümüzü, evimize 200 m mesafedeki fay yarığının 6 m genişliğinde ve dibini göremediğimizi, 1 hafta temiz su içemediğimizi, yolların hasar görmesinden dolayı araçları kullanamadığımızı, o soğuk kış gününde iklime uygun olmayan ve 16 m2 lik bir çadırda 4 aile kalışımızı, ekmek ve sıcak çorba için sıraya girişimizi, hastanenin hasar görmesinden ve birçok sağlıkçının da enkazda vefat etmesi veya yaralanmasından dolayı hasta/yaralıların çaresizliğini, gecenin karanlığında bir polisin ailesini kaybetmesinin yıkımıyla kırık kolunu tutarak koşuşunu, karmaşayı, ölüleri, parçalanmışları, yaralıları, açlığı, utanmayı, yüzsüzlüğü, yetersizliği, yönetemeyen yöneticileri, kötü niyetlileri, kayıranları, kayrılanları, eğilenleri, eğiltenleri, hak hukuk tanımazları, ihtiyacı olduğu halde utandığı için isteyemeyen garibanları, yüzsüz ve doymaz olduğu için en öne geçip tüm çirkefliğini kullanarak ihtiyacı olmadığı halde hak gasp edenleri, plansızlığı.... vs vs vs.... unutamıyorum. Aslında her iki depremi yaşayan ve enkazdan çıkıp yaşamayı başaran birisi olarak depremin en büyük etkisinin "psikolojik etkisi" olduğunu söyleyebilirim. Çoğumuz zannediyoruz ki basit uğraşlarla ve oldu-bittilerle, çabalamadan herşey düzelir. Tüm detaylarına kadar emek vermeden, hakkıyla kurumsal ve yapısal altyapıları kurmadan, önlemeye ağırlık vermeden, sadece kentsel dönüşüm oyalanmalarıyla, akademisyenlerin de koltuklarında oturup çevirilerle akademik unvanlarını yükseltmeden başka olmayan gayretleriyle bu işler olmaz... Birbirimize atıp tutmadan, liyakatli istihdamlarla, kısa-orta-uzun vadeli kurumsal planlarla, istikrarlı bir şekilde kayıplarımızı azaltabiliriz. Ölenlere rahmet diliyorum... Bu vesileyle tekrarlıyorum; karar vericiler mutlaka sınavla göreve atanmalıdır. Mesleki ve fiziksel yeterliliğin yanında mutlaka psikolojik ve konunun gerektirdiği diğer bilim alanlarına da vakıf-liyakatli yöneticiler görev almalı artık, vesselam...