Yazar arşivi ilhan

ileilhan

Güney Afrika Varyantına Karşı Sınırlı Etkili

AstraZeneca aşısının, korona virüsün Güney Afrika varyantının hafif geçen enfeksiyonunda etkisinin sınırlı olduğu açıklandı. Şirket aşının etkisinin iyileştirilmesi üzerinde çalıştığını duyurdu.

İngiliz-İsveç ortaklığıyla geliştirilen AstraZeneca aşısının, koronavirüsün hafif geçen Güney Afrika varyantı enfeksiyonunda etkisinin sınırlı olduğu açıklandı.

AstraZeneca, Güney Afrika’daki Witwatersrand Üniversitesi ile İngiliz Oxford Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmanın ilk sonucunun bunu ortaya koyduğunu doğruladı. Şirketin bir sözcüsü, araştırmanın birinci ve ikinci fazının ilk sonuçlarına göre, koronavirüsün Güney Afrika türünün yol açtığı Covid-19 enfeksiyonlarının hafif geçenlerinde aşının sınırlı etki gösterdiğini söyledi. Öncesinde Financial Times, aşının varyantlarda sınırlı etki gösterdiğine dair bir haber yayınlamıştı.

Uzmanların henüz büyüteç altına almadığı ve çoğu genç ve sağlıklı yetişkin üzerindeki etkinin gözlendiği araştırmaya 2 bin 26 kişinin katıldığı, katılımcıların yarısına gerçek aşının yapıldığı, hiçbir katılımcının hastalığı ağır geçirmediği veya vefat etmediği bildirildi. AstraZeneca, geliştirdiği aşının hastalığın ağır geçmesini önlediğini savunuyor, ancak diğer yandan bunu ortaya koymaya yetecek yeterli araştırma olmadığını da tekrarlıyor.

Koronavirüsün Güney Afrika varyantı dışında biri İngiltere’de diğeri de Brezilya’da görülen iki türü daha tespit edimişti. Çok daha tehlikeli olduğu haber verilen söz konusu türlerine rastlanması endişeleri artırmış, pek çok ülke varyantların görüldüğü ülkelere seyahatlere kısıtlama getirirken, geliştirilen aşıların bu türlere yönelik etkisi de tartışmalara neden olmuştu. Virüsün her üç türünün de çok daha bulaşıcı olduğu uzman ve yetkili makamlar tarafından bildiriliyor.

AstraZeneca, geliştirdiği aşının Güney Afrika varyantına yönelik etkisinin iyileştirilmesi üzerinde çalıştığını da duyurdu. Şirket, planladıkları gibi gitmesi halinde bu yöndeki çalışmanın sonbahar başında tamamlanacağını ve Güney Afrika türüne karşı etkili hale getirilen aşının sunulmasını hedeflediklerini kaydetti.

ileilhan

HİNDİSTAN’DA BUZUL FELAKETİ

Hindistan’ın Uttarakhand eyaletinde büyük bir buzulun aniden kırılıp nehre düşerek sele neden olduğu açıklandı. En az 9 kişinin yaşamın yitirdiği ve 150 kişinin ise kayıp olduğu bildiriliyor.

Hindistan’ın Uttarakhand eyaletinde eriyen bir buzulun aniden kırılarak Dhauliganga Nehri’ne düşmesiyle nehrin suyunu yükselttiği ve sele neden olduğu açıklandı. Nehir üzerindeki iki barajın da hasar gördüğünü belirten yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Olayda en az 9 kişinin öldüğü, 150 kişinin ise kayıp olduğu bildiriliyor.

Yetkililer, Dhauliganga Nehri üzerindeki Rishiganga ve Dhauliganga Barajlarının sel sularını durduramadığı ve barajlar ile çevredeki evlerin selden zarar gördüğünü belirtti. Buzulun kırılmasıyla çamurlu suların dağdan aşağı indiği belirtiliyor. Yetkililer baraj çevresindeki bir tünelde 16-17 kişinin mahsur kaldığını da açıkladı.

Chamoli Bölgesi Eyalet Acil Yardım (SDRF) yetkilileri, olay yerine ulaştıklarını belirtip, nehir çevresinde yaşayan bölge sakinlerinin dikkatli olması yönünde uyardı. Bölgede arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.

ileilhan

Koronavirüs Önlemleri ve Hava Kirliliği

Koronavirüs salgını ile birlikte büyükşehirlere araç giriş-çıkışlarının kapatılması, sokağa çıkma yasakları, uçuşların durdurulması gibi önlemler hava kirliliği sorununu bir kez daha gündeme getirdi. İstanbul’dan Uludağ’ın görüldüğü fotoğraflar ise kirliliğin azaldığına dair algıyı güçlendirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstatistik Ofisi’nin yayınladığı veriler de, İstanbul’da hava kalitesinin 1-12 Nisan 2020 tarihleri arasında yüzde 28,6 oranında iyileştiğini gösteriyor. Bu tarihlerde 39 olarak belirlenen Hava Kalitesi İndeksi, Mart ayında 55 olarak ölçülmekteydi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 81 ildeki hava kalitesi izleme istasyonlarından aldığı verilerle oranını tespit ettiği havadaki partikül maddeler (PM10) “akciğerlere ulaşarak iltihaplanmaya ya da insanları çok olumsuz etkileyecek kalp ve akciğer hastalıklarına neden” olabiliyor. Dolayısıyla bu partiküllerin havadaki oranı, kirliliğinin en önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak Türkiye’nin mevcut yönetmelik ve uygulamalarda hava kalitesi ölçümünde sağlıklı seviye olarak kabul ettiği değerler, Avrupa Birliği (AB) ve DSÖ’nün kabul ettiği sınır değerlerinden farklı.

Türk Toraks Derneği ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın her yıl yaptığı değerlendirmeler de, Türkiye’de genel hava kirliliği ortalamalarının DSÖ’nün önerdiği değerlerden çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

TMMOB ÇMO’nun 2018 Hava Kirliliği Raporu da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yönetilen 313 hava kalitesi izleme istasyonunun verilerini inceliyor. Raporda, istasyonların sağlaması gereken yüzde 90 oranında veri oluşturma ihtiyacının genel olarak yetersiz kaldığı belirtiliyor. Raporda ayrıca, ölçüm istasyonlarının son yıllarda yeterli ölçüm yapmadığı ve en önemli kirlilik parametrelerinin ise ölçüme katılmadığı değerlendirmesi yapılıyor.

ileilhan

Covid 19 Enfeksiyonunda Kronik Hastalıklar Neden Riski Artırıyor?

Hastalıklara karşı savunma oluşturan bağışıklık sistemi, vücudumuzu aralarında virüslerin de olduğu her türlü yabancı ve zararlı maddeden koruyan bir mekanizma.

Bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve kronik rahatsızlığa sahip olanlar, koronavirüs salgını gibi durumlarda çok daha büyük risk altında. Kronik hastalığı olanların salgın hastalıklara yakalanmamak için çok daha dikkatli olması gerekiyor. Peki, hangi kronik hastalıklar, neden riski artırıyor?

Akciğer hastalıkları

Astım hastalarının akciğerleri sağlıklı insanlara oranla çok daha duyarlı. Astım krizleri sırasında bronş mukozası şişer, solunum yollarında spazm ve ödem görülür. Astım hastaları özellikle nefes vermekte zorluk yaşar ve bunun için sağlıklı insanlardan çok daha fazla enerji sarf eder. Bu durum akut nefes darlığına neden olabilir, hastalar boğuluyormuş hissi yaşayabilir.

Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon astım hastası bulunuyor. Almanya’da ise bu rakamın yaklaşık 8 milyon olduğu tahmin ediliyor.

Alerjenler veya viral hastalıkların da aralarında bulunduğu solunum yollarını etkileyen enfeksiyon hastalıkları astım krizlerini tetikleyebiliyor. Bu durumda vücut sadece astımla değil, aynı zamanda viral enfeksiyonla da mücadele etmek zorunda kalıyor. Vücut bu iki durumla aynı anda başa çıkamadığında ise bunun sonucu kimi zaman ölümcül olabiliyor.

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) da bu gruba giren bir diğer önemli hastalık. Uzmanlara göre sigara KOAH için en önemli risk faktörlerinden biri.

Kronik akciğer hastalıkları akciğerlerde ve solunum yollarında hasara yol açıyor, bu durum da virüslerin bir anlamda işini kolaylaştırıyor.

Diyabet

Gerek Tip 1, gerekse Tip 2 diyabet hastaları sağlıklı insanlara oranla daha zayıf bir bağışıklık sistemine sahip. Tip 1 diyabet bir otoimmün hastalığı. Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten beta hücrelerine saldırması sonucu ortaya çıkıyor. Vücut kan şekerini düşüren insülin hormonundan yeterli miktarda üretemediği için, kan şekeri devamlı yüksek seviyede bulunuyor. Bu da vücudun savunma mekanizmasını zayıflatıyor. İnsülin direnci olarak da adlandırılan Tip 2 diyabette ise pankreasta insülin üretimi yeterli olduğu halde, hücrelerde insülin hormonunu algılayıcı reseptörlerin çalışmaması nedeniyle bu hormona karşı duyarsızlık gelişiyor.

Kan şekeri seviyeleri ilaçla normal seviyelerde tutuluyor olsa bile, özellikle ateşli enfeksiyon hastalıkları diyabet hastaları için yüksek bir risk faktörü oluşturuyor.

Ayrıca diyabet damarlarda değişime ve çeşitli damar hastalıklarına neden olabildiği gibi organlara da zarar verebiliyor. Bu durum da vücudun viral hastalıklarla mücadele kapasitesi düşüyor.

Kalp/Damar Hastalıkları  

Koroner ve iskemik kalp hastalıkları bu grubu oluşturuyor. İskemi bir doku ya da organa kan akışının azalması ya da durması anlamına geliyor. Koroner yani kalbi besleyen damarlardaki daralma ise oksijen yetmezliğine yol açıyor. Buna ise ateroskleroz yani damar sertliği neden oluyor. Burada da enfeksiyonların ölümcül sonuçları olabiliyor. Kalp kapakçığı sorunu yaşayanların da sağlıklı insanlara göre çok daha temkinli davranmaları gerekiyor.

Viral enfeksiyonlara mücadele için metabolizmanın düzgün çalışması büyük önem taşıyor. Metabolizmadaki bozukluklar vücudu daha savunmasız ve hâle getiriyor ve vücut fonksiyonları kısıtlanıyor, bu da vücudun çok daha fazla yıpranmasına neden oluyor.

Hipertansiyon

Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Öztürk’ün verdiği bilgilere göre Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ı hipertansiyon hastası. Robert Koch Enstitüsü’nün 2008-2011 yılları arasındaki verilere dayanan değerlendirmesi de Almanya’da yaklaşık 20 milyon kişinin hipertansiyonu olduğunu ortaya koyuyor.

Tansiyonun uzun süre yüksek seviyelerde olması damarlarda yıkıma neden oluyor. Kan basıncının sürekli yüksek olmasının kalbe de olumsuz etkileri var. Kalbe yönelik aşırı yüklenme ağır kalp-damar hastalıklarına neden olabiliyor. Hastalar bu sessiz ve sinsice yaşanan gelişmeyi sıklıkla çok geç, örneğin bir felç ya da kalp krizi sonrasında öğreniyor.

Kanser 

Kanser tedavisi için kullanılan farklı terapiler bir yandan kanserle mücadele ederken diğer yandan bağışıklık sistemini zayıflatıyor.

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tarık Salman’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık 160 bin yeni kanser vakası ve buna bağlı 92 bin ölüm görülüyor. Türkiye’deki ölümlerin yaklaşık yüzde 20’si kansere bağlı nedenlerle gerçekleşiyor. Almanya’da ise Robert Koch Enstitüsü’nün tahminlerine göre 2020 yılında yaklaşık 540 bin yeni kanser vakası tespit edilecek.

Kanser tedavisi sırasında kullanılan yöntemlerden biri kemoterapi. Hastaya verilen sitostatik ilaçlarla kanserli hücrelerin çoğalması durdurulmaya çalışılıyor. Ancak bu ilaçlar sadece kanserli hücrelere değil, sağlıklı hücrelere de saldırıyor. Bu da bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen bir durum. Kanser hastalarının enfeksiyonlardan ne kadar ağır şekilde etkileneceği ise kanser tipine ve hastanın o anki sağlık durumuna göre değişiyor.

Kemoterapi ve radyoterapi gören hastaların çok dikkatli olması ve kendilerini her türlü enfeksiyon hastalığından korumak için çaba göstermesi gerekiyor.

Solunum yollarını etkileyen bulaşıcı hastalıklar genellikle damlacık temasıyla bulaşıyor. Enfekte kişi öksürdüğünde ya da hapşırdığında virüslerin geniş bir alana yayılmasına neden oluyor. Bu da kanser hastaları için oldukça tehlikeli bir durum.

Immünsüpressifler

Otoimmün hastalıklarda kişinin bağışıklık sistemi sadece dış etkenlere yanıt vermekte kalmayıp kendi kendine karşı da tepki gösteriyor. Bu durumda hastalara verilen immünsüpressifler bağışıklık sistemini baskılıyor. Bu durum da hastaları grip virüsü ve koronavirüs gibi virüslere karşı daha savunmasız hale getiriyor.

Örneğin Multipl skleroz (MS), romatizma, Crohn gibi kronik ve iltihabi bağırsak hastalıkları ile HIV pozitif kişiler bu tip ilaçları kullanıyor.

Bu ilaçlar bir yandan bağışıklık sisteminin verdiği tepkileri kontrol atında tutarken, diğer yandan onun zayıflamasına neden oluyor.

ileilhan

UNICEF’ten Açlık Uyarısı

UNICEF, 2021’de dünyanın birçok bölgesinde 10 milyonu aşkın çocuğun açlık ve kıtlık sorunundan muzdarip olacağını açıkladı. Genel Direktör pandemi, iklim değişikliği ve savaşların durumu daha da kötüleştirdiğini söyledi.

UNICEF Almanya tarafından çarşamba günü yapılan açıklamada, en yeni tahminlere göre, 2021 yılında Yemen, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Güney Sudan, Nijerya’nın kuzeydoğusu ve Sahel merkez bölgesinde 10,4 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme sorunundan muzdarip olacağı belirtildi. Açıklamada, halihazırda ağır insani krizlerle boğuşan tüm bu ülkelerin aynı zamanda yükselen gıda güvencesizliği ve kıtlıktan muzdarip olduğu kaydedildi.

UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, koronavirüs pandemisinin durumu daha da kötüleştirdiğini vurgulayarak, “Covid-19 savaş, doğal afet ve iklim değişikliğinin sonuçlarının mağduru olan ülkelerde halihazırda mevcut olan gıda güvencesizliğini eli kulağında bir afete dönüştürdü” değerlendirmesinde bulundu. Fore, “Uzun zamandır sofraya yiyecek bir şey koymak için mücadele vermek zorunda kalan aileler şimdi kıtlığın eşiğinde” diye konuştu.

UNICEF açıklamasına göre örneğin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde halihazırda 5 yaş altındaki 3,3 milyon çocuk yetersiz besleniyor. Güney Sudan’da ise, nüfusun yüzde 60’ına tekabül eden 7,3 milyon kişinin, 2021 yılında akut gıda güvencesizliği çekeceği kaydedildi. Sahel ülkeleri Burkina Faso, Mali ve Nijer’de de silahlı çatışmalar ve iklim değişikliğinin gıda güvencesizliğini pekiştirdiği ifade edildi.

UNICEF öte yandan, insani yardım örgütlerini ve uluslararası toplumu tüm ülke ve bölgelerde gıda ve sağlık yardımlarına erişimi sağlamaya destek olmaya çağırdı. Örgüt, çocuklar ve aileler için temiz su ve temizlik tesislerinin desteklenmesinin de büyük önem taşıdığına vurgu yaptı. UNICEF, gelecek yıl yalnızca kriz ülkelerinde çocuklar için hayat kurtaran gıda programlarını sürdürmek için 1 milyar doları aşkın bütçeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

ileilhan

2021’de Korkunç Boyutta Kıtlık Olacak

Dünya Gıda Programı Direktörü Beasley: 2021’de korkunç boyutta kıtlık olacak…

Dünya Gıda Programı Direktörü Beasley, dünyada Kovid-19 salgınıyla uğraşılırken birkaç ay içinde önlem alınmazsa korkunç boyuttaki kıtlık salgınının eşiğinde olunduğuna dair uyarıda bulundu.

Dünya Gıda Programı (WFP) Direktörü David Beasley, gelecek yıl büyük çapta kıtlık beklendiği uyarısında bulundu. y, gelecek yıl büyük çapta kıtlık beklendiği uyarısında bulundu.

Merkezi Roma’da bulunan WFP’nin Amerikalı İcra Direktörü Beasley, Associated Press (AP) ajansına verdiği mülakatta, bu yıl verilen Nobel Barış Ödülü’nün WFP’ye dünya liderlerini gelecek yılın bu yıldan daha kötü olacağına dair uyarması için megafon görevi gördüğünü söyledi.

Beasley, “2021’de korkunç boyutta kıtlık olacak.” dedi.

Ödülün tam zamanında verildiğine dikkati çeken Beasley, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) nisan ayında yaptığı “dünyada yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla uğraşılırken bir de birkaç ay içinde önlem alınmazsa korkunç boyuttaki kıtlık salgınının eşiğinde olunduğuna” dair uyarısını yineledi.

Beasley, dünya liderleri para ve teşvik paketleri sağladıkları için bu kıtlık salgınını 2020’de engelleyebildiklerini söyledi.

Kovid-19 vakalarındaki artışa dikkati çeken Beasley, salgın nedeniyle özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerin ekonomilerinin kötüye gittiğini vurguladı.

Beasley, sokağa çıkma yasaklarının başladığını ve işlerin durdurulduğunu ifade etti.

Bu yıl ulaşabildikleri paranın 2021’de olmayacağının altını çizen Beasley, herkesin Nobel Barış Ödülü kazananıyla görüşmek istediğini bu yüzden de liderle görüşmek ve parlamentolarda konuşmak için Nobel Ödülü’nden faydalandığını dile getirdi.

Beasley, bu şekilde liderlere gelecek yılın kıtlık açısından ne kadar zor geçeceğini anlatabildiğini vurguladı.

Karşılaşılan trajedi ve krizlerin gelecek 12-18 ayda olağandışı bir hal alacağına dikkati çeken Beasley, kıtlık, açlık, istikrarsızlaştırma ve göç konularına odaklanması gerektiğini vurguladı.

Beasley, WFP’nin gelecek yıl kıtlıkla mücadele için 5, dünya genelindeki programlarını sürdürebilmek için de 10 milyar dolara ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Yeterli paraya erişmezlerse yaklaşık 30 ülkenin kıtlık şartlarına girebileceğini belirten Beasley, Kovid-19 aşısının sayesinde dünya genelindeki ekonomilerde sıçramalar olabileceğini de anlattı.

Beasly ayrıca düşük ve orta gelirli ülkelerin ertelenen borç ödemelerinin zamanının gelmesiyle 2021’in kötü bir yıl olacağı değerlendirmesinde bulundu.

ileilhan

BEYRUT’TA PATLAMA…

Lübnan’ın başkentindeki Beyrut Limanı’nda patlayıcıların bulunduğu bir depoda büyük bir patlama meydana geldi.

Patlamanın ardından açıklamada bulunan Lübnan Başbakanı Diyab, “Büyük felaket Lübnan’ı vurdu. Sorumlular bugün yaşananlar için bedel ödeyecek” dedi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı patlamada ilk belirlemelere göre en az 50 kişinin hayatını kaybettiğini, 2750’den fazla kişinin de yaralandığını ifade etti.

 

Lübnan’daki Beyrut Limanı yakınlarında büyük bir patlama meydana geldi. Eski Başbakan Saad el-Hariri’nin evi yakınlarında meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre, Hariri’nin evinde ve çevre binalarda büyük hasar oluşurken, çok sayıda kişi de yaralandı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı patlamada ilk belirlemelere göre en az 50 kişinin hayatını kaybettiğini, 2750’den fazla kişinin de yaralandığını ifade etti.

Patlamanın neredeyse tüm şehirden duyulduğu ve patlama bölgesinden kilometrelerce uzaktaki binaların bile camlarının kırıldığı belirtildi. Lübnan Emniyet Müdürü tarafından yapılan açıklamada, patlamanın limanda bulunan patlayıcı özelliği bulunan ve yıllar önce el konulan maddeler nedeniyle gerçekleştiği ifade edildi.

Başkent Beyrut’taki hastanelerin birçoğunun tam kapasite çalıştığı ve halka kan bağışı çağrısı yapıldığı bildirildi.

Patlamanın ardından açıklamada bulunan Lübnan Başbakanı Hassan Diyab, “Büyük felaket Lübnan’ı vurdu. Sorumlular bugün yaşananlar için bedel ödeyecek. 2014’ten bu yana orada bulunan bu tehlikeli depoyla ilgili tüm gerçekleri açığa çıkaracağız. Bütün kardeş ülkeleri Lübnan’la birlikte olmaya ve yardım etmeye çağırıyorum.” ifadelerini kullandı.

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab hayatını kaybedenler için çarşamba gününün ulusal yas ilan edildiğini duyurdu.

Patlamadan hükümet binası da zarar gördü. Hariri’nin sağlık durumunun iyi olduğu ve olayı takip ettiği belirtildi.

Görgü tanıkları birçok kişinin cam parçaları ve bina enkazları nedeniyle yaralandığını belirtiyor. Başkentteki hastanelerin kan bağışı için çağrı yaptığı bildirildi.

Lübnan Emniyet Genel Müdürü, olayın, daha önce el konulan patlayıcıların tutulduğu bir depoda meydana geldiğini söyledi.

Lübnan resmi haber ajansı, Beyrut Limanı’nda patlayıcıların bulunduğu bir depoda yangın çıktığını duyururken, Al Jazeera deponun havai fişeklerle dolu olduğunu, Al Mayeeden ise deponun benzinle dolu olduğunu belirtti.

Gözyaşlarına hakim olamayan Beyrut Valisi Mervan Abbud, limandaki patlamayı Hiroşima ve Nagazaki’ye benzetti.

Patlamanın ardından bir süredir Lübnan’la gerilim yaşayan İsrail’e gözler çevrilmişti. Reuters’a konuşan bir İsrailli yetkili İsrail’in patlamayla bir ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Çetiner  Çetin “Lübnan’nın Başkenti Beyrut’ta bulunan limanda, 12 NO’lu depoda bir patlama meydana geldi. Asit olan bir depo bu depo. Bölgedeki gazeteci arkadaşımla görüştüm. Olay limanda gerçekleşti ama patlamanın olduğu depo Başbakan Hariri’nin evinin hemen karşısında. Olayın olduğu bölgeye giriş yapılamıyor. Etrafı 1 km çevresinde çok büyük zarar var. Bütün evlerin camları kırılmış durumda. Tabii, ölü ve yararlı sayısı belli değil. Liman çok işlek. Beyrut Limanı, Akdeniz’de en işlek 4 limandan biri. Limanda hali hazırda yaklaşık 20 tane geminin indir-boşalt yaptığı söyleniyor. Şunu da belirtelim bir kez daha, ’12 NO’lu depo’ diye belirtilen ana depo. Bu depo patlayıcı maddelerin olduğu bir depoymuş. İndir-bindir yapılırken bu patlamanın olduğu ifade ediliyor.” diye konuştu.

İsrail patlamayla kendilerinin bir ilişkileri olmadığını açıkladı. Ancak yerel kaynaklar havai fişek deposundaki yangın sonucu patlamaların 12 dakika sonra aynı limandaki 12-13 ve 14 nolu depolarda bulunan benzin ve nitrat içeren depolara sıçraması ile büyük patlamanın gerçekleştiğini ifade ediyor. Hali hazırda patlamanın devam edebileceği korkusu var.”

Çetiner Çetin, patlamanın meydana geldiği limanın Ortadoğu’da kaçakçılıkta kullanılan bir liman olarak bilindiğini ifade ederek, Bu limana inen her kayıtsız askeri malzeme Suriye veya Lübnan İsrail sınırına gider. Üç gün sonra Lahey’de mevcut başbakanın Babası Refik Hariri’ye yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırıya yönelik kesinleşmiş cezalar açıklanacak. Ve Lübnanlı kaynaklar Saad Hariri’ye yönelik bir suikastın gerçekleştiğini ama saldırıdan sağ kurtulduğu belirtiliyor.” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’yu yerinden takip eden ve bölgenin Suriye ve İsrail savaşındaki rolünü bilen araştırmacılar ve güvenlik uzmanları bu limanı portullah diye tanımlıyor.

Bölge kanalları içinde en hızlı haber servisi yapan ve İsrail karşıtı olduğunu bilinen Hizbullah merkezli Al Mayadeen TV de İsrail’in bu patlamada rolünün olmadığını ifade ediyor.

Ürdün Sismolojik Gözlemevi, Beyrut’ta meydana gelen patlamanın Richter ölçeğine göre 4.5 büyüklüğünde bir depreme eş olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Beyrut’un 110 mil (180 km) kuzeybatısında olan Kıbrıs’taki sakinler, arka arkaya iki büyük patlama duyduklarını bildirdi. Başkent Lefkoşa’da yaşayan bir vatandaş, evinin sarsıldığını söyledi.

İsrailli yetkililer Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki patlamayla Tel Aviv’in bir ilgisinin olmadığını iddia etti.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen İsrailli yetkililer, yerel basına yaptıkları açıklamalarda, Tel Aviv’in Beyrut’taki patlamayla bir ilgisi olmadığını öne sürdü.

Söz konusu yetkililer, İsrail’in olayla bağlantısını reddederek, patlamanın kaza olabileceğini ifade etti.

Lübnan Hizbullah’ı başkent Beyrut’taki patlamanın kaynağının, İsrail tarafından kendilerine ait silah depolarına yönelik gerçekleştirilen bir saldırı olduğu iddiasını yalanladı.

Hizbullah’a yakın kaynaklar ülkenin yerel medyasına yaptığı açıklamada, Beyrut’taki patlamanın, kendilerine ait silah depolarında meydana geldiği ve saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

ileilhan

HAVAİ FİŞEK FABRİKASINDA PATLAMA

Sakarya Hendek’te havai fişek fabrikasında patlama…

Saat 11.30 sularında Sakarya’nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama nedeniyle bölgeye sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Patlama kentin birçok ilçesinde hissedilirken, vatandaşlar deprem olduğunu sanarak sokaklara fırladı. Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım, “Fabrika sahibinden aldığımız bilgiye göre içeride yaklaşık 150-200 insan var” ifadelerini kullanırken 10 yaralının hastaneye kaldırıldığını bildirdi.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, “Bütün ekiplerimiz burada. Çalışmalarımız devam ediyor, patlamalar devam ediyor. Şu anda yaralılarımızı çıkarıyoruz, burası ana baba gibi. Gürültüden sesinizi duyamıyorum. Hala patlamalar devam ediyor, rakam verirsem yanıltırım. Şu anda biz bir yandan patlamak üzere olan bir depoyu soğutmaya çalışıyoruz, bir yandan yaralıları taşımaya çalışıyoruz, bir yandan yangını söndürmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.

Hendek Belediye Başkanı Turgut Babaoğlu “Tabi burası sevindirici bir yanı var. Şehrin çok uzağında, yerleşim yerlerine uzak bir yerde. Halkımıza zarar verebilecek bir durumda değil. Burada tam yetkili kimseye ulaşamadık. İtfaiye ve ambulansların dışında kimsenin içeriye girmesine izin verilmiyor. 150’ye yakın çalışanın olduğu, içerideki insanların durumuyla ilgili net bir bilgimiz yok. Can kaybı olmadığı bilgisini aldık, ama net bilgiyi yetkililer verebilirler. Buraya yaklaşık 30 kilometre ilerden de duyuldu bu patlamalar. Yakın çevredeki evlerin camlarına varıncaya kadar patlama oldu. Yüksek basınçlı bir patlamaydı. Ben 15 kilometre öteden net bir şekilde, şiddetli bir şekilde duyduk” dedi.

Bir görgü tanığı ise “İnsanlar deprem oluyor zannetti. Çok büyük bir alanda hissedildi. Şuan duman görüyorum sadece, alev göremiyorum. Faaliyette bir fabrikaydı. Yaklaşık 250 çalışanı olan orta ölçekli bir fabrika diyebiliriz. Deponun patladığı söyleniyor. Depoya bakan yüzde çok fazla hasar var. Çok yüksek bir sesti. Basınçla sarsıldık. Adapazarı’nda yakınlarımız ‘deprem oluyor’ diye aradı. Mesafe merkeze 25 kilometrelik uzakta. 25 kilometrelik bir alana yayıldı diyebilirim” dedi.

Sahada çalışanlara not;

  1. Amonyum Nitrat, Fosfor ve Antimon Sülfür havai fişek imalatında kullanılan ana bileşiklerdir. Amonyum nitrat suyla temas ettiğinde kapalı alanlarda büyük patlamalara neden olur. Bu nedenle söndürme ve soğutma çalışmalarında su değil köpük kullanılmalıdır.

  2. Fosfor ve antimon sülfür ise yoğun solunduğunda toksiktir. Solunmaması gerekir.

  3. Güvenlik mesafesi minimum 500 m dir.

  4. Müdahil personelin mutlaka en az B tipi solunum ekipmanı kullanması gerekir.

  5. Solunum maskelerinde mutlaka ABEK filtre kullanılmalıdır.

ileilhan

İstanbul’da Çatalca ve Hadımköy’de hortum…

İstanbul Çatalca ve Hadımköy’de hortum oluştu.  Vatandaşlar korku dolu anlar yaşadı…

Çatalca’da Büyükçekmece Gölü’nde ve Hadımköy’de hortum oluştu. Hortumu gören ve cep telefonları ile kaydeden vatandaşlar korku dolu anlar yaşadı.

İstanbul yağışa teslim oldu. Yollar adeta göle döndü. Çok sayıda binayı su bastı. Çatalca ve Hadımköy’de hortum meydana gedi. Esenyurt’ta derenin taşması sonucu bir binanın bodrumunu su bastı, mahsur kalan üç çocuk kurtarıldı. Bir kişi ise hayatını kaybetti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarılarının ardından İstanbul’da etkili bir sağanak yağış meydana geldi. Yağmur ve fırtına özellikle Esenyurt, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Çatalca, Silivri ve Arnavutköy ilçelerinde meydana etkili oldu. Sağanağa dışarıda yakalananlar zor anlar yaşadı. Yollarda oluşan derin su birikintileri nedeniyle trafik kilitlendi.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Suriye uyruklu 32 yaşında bir kişinin selde hayatını kaybettiği bilgisini verdi.

ileilhan

Selde 5 kişi hayatını kaybetti…

Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Dudaklı Köyü’nde etkili olan sel onlarca aracı, traktörü sürükledi, çok sayıda ev ile binlerce dönüm ekili alan da sular altında kaldı. 24 yaşındaki engelli kız evinde sel sularından kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Babası ise köy meydanında son anda kurtarıldı. Yapılan çalışmalarda sel sularına kapılıp kaybolan 5 kişinin cansız bedenine ulaşıldı, kayıp 1 kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.

Bursa’da etkili olan sağanak yağışlar, Kestel ilçesinde sele dönüştü. Afette 5 kişi yaşamını yitirdi, 1 kişi ise aranıyor. Köyü yerle bir eden sel suları sebebiyle onlarca ev ve binlerce dönüm ekili alan sular altında kalırken, azgın sular çok sayıda araç, traktör ve römorku sürükledi.

130 haneli Dudaklı köyü akşam saatlerinde felaketi yaşadı. Sağanak yağış sele dönüştü. Çınarcık olarak bilinen dağ yöresinden gelen kaya parçalarıyla gelen sel suları köyde hayat durdu.Köyün üst kısmındaki bir evde kalan 24 yaşındaki engelli Kader Akbaba sel sularından dışarı çıkamayarak hayatını kaybetti. Yakınları gözyaşlarına boğulurken, sel sularıyla sürüklenen babası Recep Akbaba ise köy meydanında kurtarıldı.

Köydeki onlarca otomobil, traktör, kamyonet ve römork da sel sularından nasibini aldı. Azgın sular yukarıdan aşağıya çok sayıda aracı sürüklerken, araçlar kullanılamaz hale geldi.

Bursa’nın Kestel ilçesinde selde kaybolan 4 kişinin cansız bedenlerine ulaşıldı.

Arama ve kurtarma faaliyetlerine Kızılay, AFAD, sivil toplum kuruluşu çalışanı arama ve kurtarma personeli, UMKE, acil servis çalışanları ve Bursa Jandarma Komutanlığına bağlı timler görev aldı.

Bölgede, Bursa Büyükşehir Belediyesi yol işleri ekiplerinin çalışmaları da sürüyor.

Bursa’da sel felaketinde hayatını kaybeden 5 kişinin kimlikleri belli oldu. Dün yaşanan afette Dudaklı Mahallesi’nde engelli Kader Akbaba’nın (22) cansız bedenine ulaşılmasının ardından başlayan arama-kurtarma çalışmaları sonucu, yaşamlarını yitiren diğer 5 kişinin de kimlikleri belli oldu. Bingöllü 74 yaşındaki Nazime Bilen, 32 yaşındaki oğlu Ahmet Bilen, Ahmet Bilen’in eşi Türkan Bilen (34) Türkan-Ahmet Bilen’in kızı Medine Bilen (10) ile yaşamını yitirdi. Ahmet Bilen’in yeğeni Derya Bilen ise aranıyor.